26.1.2012
Tatil başladı. Bu yıl okula başlayan 1 milyon 259 bin öğrenci ilk kez ve Türkiye’de toplam 17 milyon öğrencimiz karnelerini cuma günü aldı.
Ne güzel ne büyük bir rakam bizim için, ülke nüfusunu düşününce. Gencecik pırıl pırıl bir geleceğimiz var diyebiliriz. Umarım koruyan, gözeten, sahip çıkan, ileriye taşıyan, güzel anılmasını sağlayan, yüzümüzü karartmayacak, gönlümüzü ağrıtmadan, gurur duyabileceğimiz evlatlar yetiştiriyoruzdur. Dualarımız sizinle.
Peki karneler nasıl acaba :)))
Eskiden karneler iyi olmayınca değiştirilirdi, çamaşır suyu iyi bir ilaçtı. O zamanlar saftık tabi - gerçi ben hiç değişiklik yapmadım -en kötü 1’i 2 yapmak vardı. Eve karne kötü götürülünce bir ton fırça yemek vardı. Şimdi öyle mi, daha öğrenci eve gelmeden aile internete girip zevkle notları anında öğrenebiliyor. Yalnız şunu söyleyeyim. Bizim zamanımızda comodore 64 ler yeni yeni evlere girmeye başlamıştı, en fazla sırayla kardeşler arasında oyun oynuyorduk. Şimdi zamane çocuklarımız oturup teknoloji küpü olarak, internet siteleri kuruyor, büyük siteler hack’liyorlar... Tabi karne notlarını değiştirmek için bir başka çözüm de bulmuşlardır. Kim bilebilir ki başka bir e-okul sitesinden sizlere not gösteriyorlar :)))) Mümkün yani... Aman dikkat...
Kış tatili olunca karla oynamak çocuklara keyifli gelecektir. Soğuklara dikkat. Ben kış boyunca daha İstanbul’a kar yağmadan öksürüp, hapşurup her boş vaktinde dinlenmek için yatan biri oldum... Geçenlerde bir haber okumuştum. Harran’da konik kubbeli toprak evleri anlatmışlar. Yazları serin, kışları sıcak tutan bu evlerin 100 yıllık bi geçmişi varmış. Nasıl özendim anlatamam, sadece mangal ile sıcacık olan bu evler bu mevsşmde çok revaçtaymış.
Harran demişken bölge yakınlığı itibariyle aklıma Gaziantep geldi. Bu habere herkes çok sevinecek. Çünkü Gaziantep içinde barındırdığı
kültür zenginlikleri ve değerlerini kaybetmeden dünyaya ismini duyurmak için UNESCO Dünya Miras Listesi’ne adaylığını açıklamak için
hazırlanmaktaymış. Köşe bucak tüm tarihi eserlerin fotoğraf çekimleri başlamış. ’Karkamış Antik Kenti, Yesemek Açık Hava Müzesi ve
Heykel Atölyesi, Zeugma Antik Kenti, dünyada eşi benzeri olmayan Zeugma mozaikleri ve Zeugma Müzesi, binlerce yıllık geçmişe sahip
Dülük Antik Kenti, Rumkalesi. Şehir içinde Kale ve kalenin etrafından tarihi hanlar, hamamlar, camiler, kiliseler, anıt mezarlar, havra ve
birçok sivil mimari örnek var. Tarihi Kentler Birliğince, 5,5 kilometrelik Tarih ve Kültür Yolu Projesine ’Prof. Dr. Metin Sözen Büyük Ödülü’ verilmiş ayrıca.
Görüldüğü gibi bu miras listesinde olmayı çoktan hak eden Gaziantep seninle kalbimiz...
19 Ocak bilenler mutlaka hatırlayacaktır Edgar Allen Poe’nun doğum gününü. Ve her yıl mezarı gözetleniyor. Yıllarca da basın tarafından bunun haberi yapılmıştır. "Gizemli Ziyaretçi" siyah şapkalı, siyah paltolu, beyaz atkılı biri... 1949’dan bu yana süregelen ziyaretlerde yazarın eşi ve teyzesine de gül getiren, ayrıca bir şişe konyak getirip şerefine bir kadeh içmekte. En son "gizemli ziyaretçi" 2009 da görülmüştü ve gelmediğine dair basın bir hayli üzerinde durmuştu. Geçen yılda gelmemiş. Bu yılda gelmezse şayet "gizemli ziyaretçi" ölmüş demektir... Hiçbir zaman esrarı çözülemeyen bu ziyaretçinin aslında 1998 de öldüğü ve ziyaretleri oğulları tarafından yapıldığı da düşünülmekte. Acaba bu yıl geldi mi gelmedi mi kontrol edemedim. Haberi olan varsa lütfen bana da söylesin....
Bu hafta sonuna film izleme keyfini sığdıran var mıydı? Neler izlediniz, bir kaç yorum gelse süper olur. Haftaya 3 yeni film girdi vizyona çünkü. Bir animasyon, bir komedi ve bir komedi filmi. ben bunların içinde en çok "Neşeli Ayaklar2" yi merak ediyorum doğrusu. Okullarda tatile girdi, fırsat oluşturabilirseniz kızınız, oğlunuz, yeğeninizle mutlaka bu filme gitmelisiniz. Ben de ablamı ikna etmeye çalışıyorum elimden tutsun da beni götürsün diye :))))
Ben Kütahya’da büyümüş biri olarak, Kütahya’dan bir haberle sevindiğimi belirtmeliyim. Niye mi?
Kütahya’da emekli bir astsubayın iş yerinde 15 gramofon ve 650 taş plak koleksiyonunu meraklılarına sergilediği için. 76 yaşındaki Fikret Pak sen çok yaşa... En kısa zamanda Kütahya’ya gelip koleksiyonu görmek sizinle sohbet etmek ve bir fincan kahvenizi içmek isterim.
Gelen misafirlerine taş plak çalıp o unutulmaz nameleri dinleten bu güzel insanı bulmanız çok kolay. İmkanı zamanı olanlar mutlaka Kütahya’ya gittiğinde Fikret Pak’ın tarih kokan sergisine uğramadan etmeyin.
İnternet üzerinden kitap sitelerini dolaşan ve takip edenler bilir, İdefix’in 21 Aralık’ta sona eren sanal kitap fuarı vardı. Yaklaşık 30 gün içinde 3 milyon kişi ziyaret etmiş. Bu çok güzel bir haber. İdefix’in "Yazar Ormanı" daha önce Yaşar Kemal ve Nazım Hikmet için gerçekleştirilmişti. Bu sene fuar boyunca anket düzenleniyor ve sonuç Sabahattin Ali oluyor. Sabahattin Ali 1948 de yurtdışına yasal yollardan çıkamayınca, para karşılığı bir kaçakçı ile anlaşır. Fakat kaçakçı Ali Ertekin ile arasında oluşan problemden ötürü katledilen Sabahattin Ali’nin cesedi, Bulgar hududuna yakın ormanlık bir alanda aylar sonra bulunmuştur. Bir ormanda son bulan yaşamına, bir başka ormanda can
bulacak ne güzel bir isimsin sen Sabahattin Ali... İdefix ve ÇEKÜL tarafından belirlenecek bir yerde Nisan 2012 de orman hazır olacak.
İdefix’in düşünen, işleten, ilerleyen, sevdiren, güldüren, unutturmayan, unutmayan güzel beyinlerine selam olsun! Kalben teşekkürler.
Dün yazımı neredeyse bitirip son kısmını pazar sabahı yazıp, köşemde yayınlamayı düşünüyordum Fakat yazıklarımı kaydetmeden bilgisayarı kapatınca bugün gecikti maalesef... Ah benim telaşeli ruhum :))
Geldik yeni bir haftanın başlangıcına. Hafta sonu yazılarınında böyle bir yanı var. Yeni bir hafta, koşturmaca, trafik, stres, uykusuzluk,
kış, tatili özleme, günlerin çılgınlığı, pazartesi bitmek bilmez, salı geçmez, çarşamba nefes almaya başlar insan, perşembe durgun, cuma enerjinin yerine geldiği anı hatırlatır :))))) Böyle gelip geçiyor günlerimiz. Yaz gelsin artık offff :))))
Aklıma geldi son dakika bir şey daha söylemeden gitmeyeyim. Tüyap Fuarları ile alakalı geçen bir yazıda, Türkiye’de ortalama kişi başına düşen kitap sayısının 6 olduğu belirtilmiş. Dünyanın en büyük fuarlarından birini de kendilerinin yaptığını anlatmışlar uzun uzun. Yapılan kitap fuarlarının katılımcı sayısının yurtdışındaki fuarlardan daha çok olduğunu. Katılan kişilerin mutlaka kitap alarak ayrıldıkları vurgulanmış. Yani araştırmalarda olduğu gibi Türkiye’de kitap okuma sayısının az olmadığını söylemişler. Buna nasıl keyiflendim anlatamam. Sayımızı arttıralım lütfen. Ve kaydedin lütfen. Bakalım bu yılın henüz başındayız, yılda kaç kitap okuyorsunuz?
Peki Ocak ayının ilk günlerinden beri neler okuyoruz? Paylaşın bizi de haberdar edin lütfen.
Huzurlu, mutlu, bol kahkahalı, keyifli, muhteşem bir hafta diliyorum herkeseeeeeeeeeee .)
Saygımla.
Banu Kalyoncu