29.11.2025
26 Kasım 2025 akşamı ablamın aldığı biletler sayesiyle Zorlu PSM'de Toz oyununu izlemeye gittik. Zerrin Tekindor’u sahnede izlemek, bir oyuncuyu değil, bir hayatı tüm kırılganlığıyla karşında dururken izlemek gibi.
TOZ, bir kadının iç sesiyle yüzleştiği, geçmişin gölgesini bugününe taşıdığı çok katmanlı bir hikâye ama aynı zamanda hepimizin kendi içimizde taşıdığı küçük yaralara, büyük yalnızlıklara dokunan evrensel bir metin.
Tekindor’un sahnedeki varlığı, kelimelerin ötesine geçen bir şey…
Bir bakışıyla kırgınlığı, bir nefesiyle tükenmişliği, bir susuşuyla yıllarca saklanan hayal kırıklıklarını anlatabiliyor. “Oyunculuk” dediğimiz şeyin aslında ne kadar ruhla, sezgiyle ve hakikatle ilişkili olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
TOZ bize şunu yeniden gösteriyor ki; Bir insanın hayatı, dışarıdan göründüğünden çok daha karmaşık. Bir evin sessizliği, dışarıdaki gürültüden çok daha derin. Bir kadının iç konuşması, yılların yükünü tek bir cümleye sığdırabiliyor.
Oyunu izlerken, sahnedeki her hareket, her kelime, her sessizlik seyirciyi kendi anılarına, kendi seçimlerine, kendi “keşke”lerine götürüyor.
Tekindor'un performansı ise bu yolculuğa rehberlik ederken, duygusal olarak sarsıcı ama bir o kadar da iyileştirici.
Biz çoğu zaman güçlü kadınları yalnızca görkemli anlarında hatırlarız. Ancak TOZ, gücün bazen kırılganlıkta, bazen susuşta, bazen konuşmayı seçmemekte, bazen ise tam tersi, susmayı bırakıp içindeki yangını cesurca anlatabilmekte olduğunu hatırlatıyor.
Bazı oyunlar sahnede biter.
TOZ ise sahneden ayrılırken seyircinin içinde yeni bir kapı aralıyor.
Oyun biter, ışıklar açılır…
Ama insanın içindeki toz, bir süre daha havada kalır. Oyun boyunca sahnenin tozunu içimize çekerken (oyunu izleyenler ne demek istediğimi anayacaklardır) işte tam bunları hissettim.
Oyun için Zerrin Tekindor'a ve tüm ekibine, biletler için ablama teşekkürler. İlk fırsatta sizlerde izlemelisiniz.
Sevgiler.
banukalyoncu