29.3.2026
* Bu yazı Linkedin "Şimdiki Zaman Bülteni"m için hazırlanmıştır.
Ramazan ayını, soframızdaki ekmeği bölüştüğümüz kadar, ruhumuzdaki sükuneti de paylaştığımız o eşsiz duraklardan geçerek geride bıraktık. Şimdi elimizde kalan, sadece bayram neşesi gibi düşünmeyelim; küçük, sessiz ama bilinçli adımların birleşince nasıl devasa bir iyilik denizine dönüştüğünün idrakine varalım.
Bazen dünyayı kurtaracak büyük hamlelerin peşinde koşarken, yanımızdaki insanın gönlünü alan bir tebessümün ya da birine uzatılan görünmez bir elin gücünü unutuyoruz. Oysa biliyoruz ki; hayat, büyük sıçrayışlardan ziyade bu minik dokunuşların toplamıdır. Peygamber Efendimiz’in, “İyiliğin (amellerin) en hayırlısı, az da olsa devamlı olanıdır,” sözü, bize bu bültenin de ruhunu fısıldıyor. Her hafta buraya bıraktığımız bir cümle, zihnimizde açılan bir pencere veya paylaştığımız bir dize; istikrarla büyüyen o kalıcı etkinin ta kendisidir.
Tıpkı güzel bir sözün bin kapıyı sessizce aralaması gibi, Ramazan'da tazelediğimiz o yardımlaşma ve nezaket disiplinini yılın geri kalanına da bir nakış gibi işleyebiliriz. İyiliği bir "anlık görev" olarak değil de, bir "yaşam pratiği" haline getirmek için gayret gösterelim...
Gönüllerimizin Ramazan bereketiyle tazeliğini korumasını; sağlık, huzur ve aynı sofralarda yeniden buluşma ümidiyle nice Ramazanlara hep birlikte ulaşmayı diliyorum.
Şimdi, bu dinginlikten aldığımız güçle, şimdiki zamanın diğer sayfalarına birlikte göz atalım mı?
Halden Anlayan Lider - Mert Karaibrahimoglu
Ramazan ayında başladım fakat bitirmeye fırsat bulamadığım bir kitaptan bahsedeceğim. Sanırım bir iki güne bitirmiş olurum. Liderlik kavramı, özellikle son yıllarda hızla dönüşüyor. Artık sadece sonuç odaklı değiliz; insanı, duyguyu ve bağ kurmayı merkeze alan bir yaklaşım giderek daha fazla önem kazanıyor.
Bu perspektifle okumaya başladığım “Halden Anlayan Lider”, henüz tamamlamamış olmama rağmen, daha ilk bölümlerden itibaren dikkat çekici bir çerçeve sunuyor. Mert Karaibrahimoğlu, liderliği yalnızca bir yönetim becerisi olarak değil; empati, farkındalık ve insani temas üzerinden yeniden tanımlıyor.
Kitapta öne çıkan en güçlü yaklaşım ise şu soruda saklı: Bir lider gerçekten “anlıyor” mu, yoksa sadece “yönetiyor” mu? Bu ayrım, kurum kültüründen çalışan bağlılığına kadar pek çok kritik başlığı doğrudan etkiliyor.
Henüz kitabın tamamına ulaşmamış olsam da, altını çizdiğim bölümler şimdiden bu konunun derinleşmeye değer olduğunu gösteriyor. Özellikle kurumsallaşma süreçleri, ekip yönetimi ve sürdürülebilir başarı odağında çalışan herkes için önemli bir referans olacağını düşünüyorum.
Okuma sürecim tamamlandığında, bu çerçeveyi daha kapsamlı ele almak ve mümkünse Mert Bey ile bu konuyu derinleştiren bir söyleşi gerçekleştirmek oldukça kıymetli olacaktır.
Eğitimde Çok Dilli Robot Öğretmenler
Bizim ailede ve çevremde öğretmen çok fazla, ister istemez eğitim ile ilgili haberler bizi de ilgilendiriyor. 2019'dan bu yana açık olan ama özellikle bu sene aktif çalıştığımız anaokulu.com.tr sitemiz için de bu tür haberlere ilgimiz çok büyük. Teknolojiyi sadece araç olarak görmek yerine, onu insan potansiyelini artıracak bir partner olarak kullanmak en önemli etkiyi sağlayacaktır. Bunu her daim savunuyoruz. Çok uzun zaman önce çalışmalarına başlanan ve 2020’lerin başında test aşamaları hızlanan bir teknolojiden bahsetmek istiyorum. ABD ve Avrupa’da eğitimde teknoloji, sınıflarda robot öğretmenlerin aktif rol almasıyla yeni bir boyut kazanıyor. Özellikle çok dilli sınıflarda görev alan bu robotlar, öğrencilerin öğrenme hızını gerçek zamanlı takip ediyor, her bireye özel geri bildirim veriyor ve öğretmenlerin yükünü hafifletiyor.
Örneğin, Berlin’de bir ilkokulda denenen pilot uygulamada, robot öğretmen sınıfta iki dilli anlatım yaparken öğrencilerin yanlış anladığı kelimeleri hemen tespit edebiliyor. Öğretmen ise bu bilgiyi kullanarak dersin temposunu ayarlıyor ve bireysel destek sağlıyor. Bu küçük adım, öğrencilerin anlamadığı konuların birikmesini önlüyor ve öğrenme sürecini her öğrenci için eşit ve etkili hale getiriyor.
Küçük bir “robot öğretmen” sınıfa girdiğinde, çocukların öğrenme deneyimi değişiyor; bireysel farklar ön plana çıkıyor ve eğitimde eşitlik güçleniyor. Tıpkı hayatımızda yaptığımız küçük ve bilinçli iyiliklerin zamanla toplumsal etkiyi büyütmesi gibi, bu küçük teknolojik adım da büyük bir öğrenme farkı yaratıyor.
Ben Bu Filmde Kadri Karahan’ı Oynuyorum - Kadri Karahan
Ve çok kıymetli dostum, Müzik Ekspres’in kurucusu ve müzisyen Kadri Karahan ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik. 2006–2007’den bu yana birbirimize alkış tuttuğumuzu herkes bilir. Yetenekleri görünür kılmak ve müzik-edebiyat dünyasında yeni seslere yer açmak için gösterdiği yolculukta yanında olmak istedim.
Bu söyleşide Kadri ile sanat, şiir, müzik ve üretme tutkusunun hayatındaki yansımalarını konuştuk; Şimdiki Zaman’ı konuştuğumuz gibi, içsel yolculuğunu, ilk ilhamlarını ve sanat dünyasındaki duruşunu da dinledik. Şimdiye kadar gerçekleştirdiği projelere ışık tuttuk.
Söyleşiye özel, başka hiçbir yerde yayımlanmamış Kadri Karahan şiirine de bu sohbetimizin içinde yer veriyoruz. O dizeler, Kadri’nin kelimelerle kurduğu dünyaya çok daha yakın bir bakış sunuyor — şiirle müzik, müzikle yaşam arasındaki o ince bağı fark etmemizi sağlıyor.
👉 Söyleşiyi buradan okuyabilirsiniz: 🔗 https://banukalyoncu.com/syf/1399/ben-bu-filmde-kadri-karahan-i-oynuyor
Hepimize mutu pazarlar ve şimdiden keyifli bir hafta diliyorum.
Sevgiler.